Merhaba, hoş geldiniz ! AnneForm'un eşsiz özelliklerini daha iyi kullanabilmek için üye olabilirsiniz.
Mahallenin En Mutlu Bebeği
Beğen

Bir çocuk doktoru ve çocuk gelişim uzmanı olan Dr. Harvey Karp'ın kaleme aldığı, Mahallenin En Mutlu Bebeği isimli kitaba göre, en huysuz ve mutsuz bebeğin bile mahallenin en mutlu bebeğine dönüşebileceğini savunuyor.

Doktor Karp, bebekler ile iletişim kurmada ve onları sakinleştirmede işe yarayacak yöntemleri, kendi deyimiyle ‘sevgi mesajlarını tüm bebeklerin anlayacağı dile tercüme etmeyi’ öğretmeyi amaçlıyor, dahası bunu yeni metotlarla değil bilinen belki de en eski yöntemlerle yapmayı amaçlıyor.

Yazar yıllardır bebekler üzerinde yaptığı araştırmalar ve gözlemler sonucunda, bebeklerin üç aylık olana kadar geçirdiği değişimin ve ağlama krizlerinin büyük boyutta olmasına dayanarak, bebeklerimizin aslında birçok açıdan üç ay erken doğduğunu iddia etmektedir. Bu konudan bahsederken esprili bir dil kullanan yazara göre bebekler; dokuz aylık süre sonunda, anne karnında üç ay daha kalabilselerdi bebeğinizin gülümseme, ses çıkarma ve tepki verme yetenekleriyle doğacağını iddia ediyor. Yazar bu durumu şöyle açıklıyor; yeni doğmuş bebekler, dünyaya hazır olduklarına dair bazı işaretler taşısalar da, zamanın büyük bir kısmını uyuyarak ve beslenerek geçirmeleri açısından bir fetüse benzerler.

Kitapta bebeklerin neden ağladığı ve bazı bebeklerin neden çok daha fazla ağladığını irdelenmektedir. Yazar, dördüncü üç aylık dönem olarak nitelendirdiği, bebeğin ilk üç aylık döneminde, bebeği susturmak ve sakinleştirmek için uygulayacağınız beş temel prensip olduğunu söylüyor. Bunlar:

1. Kundaklama,
2. Yan ya da yüzükoyun yatırma,
3. 'Şşşt' sesi çıkarma,
4. Sallama
5. Emeceği bir şey verme
olarak açıklamaktadır.

Bu yöntemlerin birleşimini “sarmalama tedavisi” olarak nitelendirirken, doğru teknik ve hızda yapılmadıkları takdirde bu yöntemlerin hiçbir işe yaramadıklarını da belirtmektedir.

Yazar, hayvan ve insan yavrularının hayatta kalma güdülerinin farklı reflekslerle ortaya çıkması üzerinden giderek bir bebeğin ağlama refleksi ile doğmasının hayati önemine değinmektedir. Bebeklerin ağlamasının ebeveynler üzerindeki psikolojik etkilerinden de bahseden yazar, bebeklerin ağlama şekillerinden ne anlamlar çıkarılabileceğini örnekler ile açıklamaktadır.

Kolik, yani ağlama krizine giren ve ihtiyaçları karşılanmasına ve fiziksel bir rahatsızlığı olmamasına rağmen susturulamayan bebekler hakkında bilinen en yaygın beş teoriden -küçük hazım sorunları, büyük hazım sorunları, anne tedirginliği, gelişmemiş beyin ve zorlu kişilik- ve bu teorilerin neden yanlış olduğundan bahsetmektedir. Teorisine göre eksik kalan dördüncü üç aylık dönemi kolikliğin sebebidir ve bebek bu döneme ihtiyaç duyar.

Geçmişten örnekler vererek, atalarımızın bebekleri sakinleştirmede genellikle daha başarılı olduğunu savunan yazar, koliği sakinleştirmek için kundak yaparak rahmi taklit etmenin çok eski ve bir o kadar da görmezden gelinen bir bilgi olduğundan bahsetmektedir. Yazara göre kundaklama bebeklerin ihtiyaç duyduğu teması sağlayan, debelenmesinin engelleyen, sakinleşmesini ve dikkatini odaklamasını sağlayan önemli bir unsurdur.

Bebeğin uyku pozisyonunun sağlık açısından önemine de değinen yazar, yan ya da yüzükoyun yatırmanın sakinleşme refleksini tetikleyen ikinci adım olduğunu ve bu sayede bebeğin doğmadan önceki pozisyonuna dönerek rahatladığını savunmaktadır.

Bebeğin anne karnında çok fazla uğultu ve gürültü duyduğuna dikkat çekerek, sessizlikten çok 'şşşt' sesinin sakinleşme refleksini tetiklediğini açıklamaktadır.

Yazar, dördüncü prensip olan ritimli şekilde sallamanın neden bebek için bu kadar önemli olduğu ve sakinleşme refleksini ne şekilde etkilediğini irdelerken, bebekleri en verimli ne şekilde sallamak gerektiğini doğru ve yanlış örnekler vererek anlatmaktadır.

Ayrıca, emmenin doyma hissini artırdığı ve sakinleşme refleksini tetiklediğini savunmakta ve bebekleri emziğe alıştırmakta püf noktaları ile emzik ile ilgili bilinmesi gereken her şeyi açıklamaktadır.

Doktor Karp, diğer ağlama krizi çarelerine ve çözümlerine de değinmekte ve sihirli altıncı bir prensibin olduğu ve bunun da bebeğin beş temel prensipten vazgeçmesini sağlamak olduğunu iddia etmektedir.

Anneform ekibi kitabı özellikle kolikliğe değişik bir bakış açısı getirmesi ve ilginç teoriler sunması açısından faydalı bulmuştur.

Yorumlar