Merhaba, hoş geldiniz ! AnneForm'un eşsiz özelliklerini daha iyi kullanabilmek için üye olabilirsiniz.
Antibiyotik Kullanımı & Vajinal Temizlik
Beğen

Antibiyotik kullanımının kadınlar için potansiyel zararları neler?

Kolonizasyon dediğimiz konu insan vücudu doğal olarak bir floraya sahiptir yani steril bir canlı değiliz. Bizim floramızda da bazı yerler hariç tabii milyonlarca bakteri mevcut. Buna en güzel örnek bağırsaklarımızdır. Bağırsaklarımızda milyonlarca milyarlarca bakteri bulunmaktadır.  Bu doğal olarak floraya sahip olduğumuz bölgelerin, normal flora dediğimiz yani bizim standartta içerdiğimiz florayı sahip olması, bizim için genel sağlığın en önemli kurallarından biridir. Bu flora bozulduğunda veya değiştiğinde daha patojen dediğimiz yani bu tip  idrar yolu enfeksiyonlarına, mantar enfeksiyonlarına neden olan bakterilerin vajen, bağırsak florası gibi yerlere yerleşip çoğalmasıyla en büyük problemler başlamış olur. Kişinin doğal florası bozulduğunda bu diğer bakteriler  escherichia koli gibi, kandida gibi bakteriler buralara yerleşirler ve bu bölgelerin anatomisi nedeniyle de sık sık aktivasyona neden olurlar. Olayın patofizyolojisi bu şekilde başladığı için tedavi akut dönemde tabii ki olayın başına dönmek, olayı engellemek için bizim yapacağımız en önemli kural normal bağırsak florasının, normal vajen florasının mutlaka sağlanmasıdır. Bunu bozan en önemli etkenlerden bir tanesi sık antibiyotik kullanımıdır.

Ülkemizdeki en büyük problemlerden bir tanesidir. Bir anne adayı, bir kadın herhangi bir antibiyoterapiyi, başka bir sebeple almış olduğu bir antibiyoterapiyi yeteri kadar sorgulamazsa; bu bir üst solunum yolu enfeksiyonu olabilir, basit bir gene kış dönemlerinde yaşanmış viral bir enfeksiyon döneminde bir antibiyoterapi olabilir, kullanılan her antibiyotik epizotu dönemi kişinin bütün florasında vajen florası da dahil olmak üzere çok ciddi değişikliklere sebep olur. Kişi bunu o anda bunu hissetmez. O anda buna yansıyan bir problem yoktur. Ancak daha sonraki dönemlerde bir anda çok dirençli bir idrar yolu enfeksiyonuyla bir anda vajinal kandida enfeksiyonuyla karşı karşıya kalabilir. Bunun ana faktörlerinden bir tanesi, kişinin florasının bozulmuş olmasıdır. Biz son dönemlerde hiç hastaneye gelmemiş hastanede bir tedavi görmemiş ancak bizim ancak hastanelerde karşılaştığımız ESBL pozitif dediğimiz özel direnç paternleri içeren bakterilerle enfekte olmuş kadınlarla karşılaşıyoruz. Yani bu kişinin öncesinde hiç bir hastane anamnezi yok, hiç bir cerrahi girişim anamnezi yok ancak  tek bir şey var: Çok sık bir şekilde antibiyotik kullanma hikayesi.

Biz antibiyotikleri maalesef endikasyonlarının çok üzerinde ve çok sık kullanıyoruz. Çok güçlü ilaçları çok basit nedenlerle kullanıyoruz. Yani bizim idrar yolu enfeksiyonlarında maalesef ilk tercihimiz haline gelen kinolon dediğimiz siprofloksasin (cifrofloxacin) gibi tedavi grupları vücudun tüm florasını çok rahatlıkla etkileyebilen çok güçlü ilaçlardır. Çok basit sistit ataklarını bu ilaçlarla tedavi etmeye çalışırsanız daha sonra gerçekten tedaviye ihtiyacınız olduğunda çok daha problemli bakterilerle karşı karşıya kalıyorsunuz. Aslında burada anahtar kural enfeksiyonlardan korunmak için tedavi için, nüks için anahtar kural kişinin kendi dengesini, kendi sağlıklı dengesini korumasıdır. Ne kadar uzun süre hiç antibiyotik kullanmazsanız, ne kadar uzun süre floranızı dengede ve sağlıklı tutarsanız o kadar uzun süre sağlıklı yaşarsınız. O kadar az sayıda enfeksiyona yakalanırsınız, o kadar az sayıda tedavi süreci yaşarsınız.

O yüzden özellikle antibiyotik reçetelerinin antibiyoterapi kullanım dönemlerinin bir kez daha sorgulanması kişinin hem kendini hem önüne gelen reçeteyi tekrar sorgulaması, benim de enfeksiyon hastalıkları uzmanı olarak ilk önereceğim kuraldır. Maalesef burada, toplum olarak ne kullanıcı ne hekim bazında muhafazakar değiliz. Çok kolay reçete ediyoruz, hastalarımız çok kolay ulaşıp alıyorlar. Eczanelerden kendileri de satın alıyorlar. Ama maalesef sonuçları gene kendileri için hiçbir şekilde olumlu olmuyor.  Gene bizim uğraştığımız daha dirençli daha farklı bakterilerle uğraşmak zorunda kalıyoruz.

Altın kural yani tek cümlede söyleyebileceğim şey sağlıklı floranız, uzun süre kimyasal maddelerle karşılaşmadan antibiyoterapilerle karşılaşmadan geçireceğiniz sürenin uzunluğu sizin ne kadar sağlıklı olacağınızı belirleyecektir.

Çok Temizlik Yapmak Vajinanın Doğal Florasını Bozuyor!

Vajinal temizleyiciler dışarıdan kullanılan yani harici kullanılan temizleyiciler  ve diğer kimyasal maddeler tekrarlayan üriner sistem enfeksiyonlarına zemin hazırlar. Nasıl zemin hazırlar? Yine anahtar kelime sizin kendi floranız, normal floranız, sağlıklı floranızdır. Siz eğer bu florayı ne şekilde bozarsanız bozun; ister antibiyotik kullanarak bozun, ister local bölgesel böyle antiseptik kullanarak bozun, oradaki yararlı bakterilerin yerine çok daha güçlü, daha farklı kandida gibi daha direnç patenti yüksek ortamda diğer bakterilerden farklı olarak yaşamaya başlayacak bakterilerle o bölgenin florasını değiştirmiş olursunuz. Bunu bir kere değiştirdiğinizde de tekrarlayan hem vajinal enfeksiyonlara hem üriner sistem enfeksiyonlarına kapı açmış olursunuz.

Bu noktada daha önce dediğim gibi önemli konu, önemli nokta kişinin tüm florasını sadece vajinal değil tüm vücut florasının yararlı bakterilerle olması gereken bakterilerle kolonize olmasıdır. Bunlar sizi her türlü enfeksiyona karşı, her türlü nükse karşı koruyacaktır. Bunlar en doğal yöntemlerle başlayabilir. Medikal yöntemlerle de sağlanabilir.

Doğal yöntem olarak bahsedebilecek en basit konu kefir kullanımıdır. Kefir önemli bir laktobasil desteğidir. Doğal bir içecektir. Düzenli olarak kefir kullanımı sonrasında hem bağırsak florasında hem vajinal florada olumlu yönde değişiklikler olur.

İkincisi vajinal olarak kullanılabilen laktobasil preparatlarıdır. Medikal olarak üretilmiş preparatlardır. Bunlarda bozulmuş olan floranın restorasyonu amacıyla kullanılır. Ama kimyasal temaslar antibiyotik temasları, antiseptik temasları floranızı bir kere bozduğunda bu her türlü nükse kapı açacaktır: hem mantar enfeksiyonları için, hem üriner sistem enfeksiyonları için.

Kadınlarda idrar yolu enfeksiyonlarında önemli bir konu önemli bir nokta vardır. Kadınlarda idrar yolu enfeksiyonu; basit bir sistit de olabilir, bizim komplike piyelonefrit dediğimiz böbrekleri tutan bir idrar yolu enfeksiyonu da olabilir. Bizim için bu ikisinin ayrımı çok önemlidir. Çünkü basit sistit dediğimiz sadece mesanede sınırlı olan  enfeksiyon genellikle daha alt kademedeki ilaçlarla tedavi edilir ve bunlarla tedavi edilmesi gerekir. Ancak böbrekleri tutmuş, yüksek ateşe, yan ağrısına neden olmuş bir idrar yolu enfeksiyonu daha farklı bir tedavi protokolü gerektirir. Daha güçlü antibiyotikler gerektirir.

Eğer tersini yaparsanız basit sistit geçiren bir hasta bizim üriner sistem enfeksiyonunda kullandığımız antibiyotiklerle tedavi edilirse biraz önce bahsettiğim kısır döngünün içine girmiş olur.Kişinin florasını bir müddet sonra tamamen alt üst edersiniz. Bu kısır döngü de tekrarlayan sistitlere, üriner sistem enfeksiyonlarına yol açar. Burada önemli nokta kişinin ne geçirdiğinin en başında net olarak tespit edilmesidir. Yani hangi klinik tabloya sahip olduğunun tespit edilmesidir. Kişi eğer sistit geçiriyorsa ona göre tedavi edilmelidir. Antibiyotik süresi ona göre ayarlanmalıdır. Eğer kişi üriner sistem enfeksiyonu geçiriyorsa antibiyotik ona göre seçilmeli ve süre ona göre ayarlanmalıdır. Verilecek her fazla antibiyotik günü kişinin florası için yıkıcı bir etkiye sahip olacaktır.

 

* Dr. Ali Özön röportajının konuyla ilgili bölümlerini okumak için tıklayın:  "Hamilelikte Oluşabilecek Enfeksiyonlar & Korunma Yöntemleri" 

** Dr. Ali Özön röportajının diğer bölümlerini okumak için tıklayın: "Normal Doğum & Sezaryen Sonrası Gelişebilecek Enfeksiyonlar" , "Doğum Sonrası Oluşan Enfeksiyonun Anne Sütüne Etkileri" 

Yorumlar