Merhaba, hoş geldiniz ! AnneForm'un eşsiz özelliklerini daha iyi kullanabilmek için üye olabilirsiniz.
Cameron Shayne BUDOKON Röportajı
Beğen

Bir zamanlar Jennifer Aniston, Meg Ryan, Rene Russo, Courtney Cox gibi Hollywood yıldızları tarafından takip edilen Budokon, belki 2 ya da 3 yıl önceki kadar meşhur olmayabilir ancak Hollywood’un tüketmediği kavramlardan biri olduğu kesin. Budokon hala Los Angeles'da oldukça iyi biliniyor ve popülaritesini koruyor. Peki, Budokon nedir?

Budokon’un kurucusu Cameron Shayne artık Los Angeles şehrinde yaşamıyor. Shayne: “Los Angeles dönemi benim için kapandı. Son derece kalabalık, benim yaşam tarzım ve doğam için fazla hareketli bir şehir."

Cameron Shayne şu anda Miami'de yaşıyor. Burada, sörf yapabiliyor ve neredeyse her yere yürüyerek gidebiliyor. 

Shayne'in gelecek planları arasında bir rehabilitasyon merkezi kurmak da var: "Aslında daha da güneye gitmeyi tercih ederdim. Orada nüfus daha da az. Bir rehabilitasyon merkezi kurmak istiyorum. Bu merkez, insanların kalabileceği ve sürdürülebilir organik tarım yapabileceği bir yer olmalı. İnsanlar burada birkaç ay yaşayabilmeli ve her yönüyle, bir yaşam tarzı, bir yaşam sanatı olarak Budokon'u öğrenebilmeliler."

Shayne, Budokon merkezini Miami’ye taşıdı ve Budokon Üniversitesi Miami’de bulunuyor.

Cameron Shayne’e göre Budokon nedir? Budokon Felsefesi nedir? 

“Budokon aslında bir yaşam tarzı, bir sanat sistemidir.

Budokon aslında ‘çok yönlü’ bir yaşam şekli olarak ortaya çıkmıştır: hayatın fiziksel, entelektüel, duygusal, çevresel ve besinsel unsurlarını içerir.

Nasıl beslenmeliyim? Bazı koşullarda kendimi nasıl hissederim? Nasıl uyurum, nasıl hareket ederim?

İnsanlar şöyle düşünebilir: ‘Birinin bana ne yapmam gerektiğini, nasıl hissetmem gerektiğini söylemesini istemiyorum!'

Birer birey olarak onlar nasıl hissetmeleri gerektiğini, nasıl hareket etmeleri gerektiğini zaten biliyorlar.
İnsanların tıpkı benim gibi düşünmelerini istemiyorum, benim amacım bir insana, nasıl düşünüleceğini öğretmek. Ben mantık kullanıyorum ve bir sonuca ulaşmadan önce elimdeki tüm verileri değerlendiriyorum. Tepki vermeden önce düşünüyorum.

Bizim işimiz insanlara tepki göstermektense, tepki vermeyi öğretmek.

Bireyler, acı çekmelerine, üzüntü duymalarına sebep olan engelleri ortadan kaldırabilirler.

Engeller bağlardır. Bu düşüncelere bağlı olarak, acı çekeriz. Bu, eskiye dayanan bir Budist kavramıdır, bu düşüncenin aslında devrimsel bir yanı yoktur.

Devrimsel olan belli bir üslupla öğrettiğimiz 6 temel öğeyi birleştirmiş olmamız.”    

Cameron burada müzik örneğini vermektedir. Aslında daha önce çalınmamış tek bir nota dahi yoktur. Burada faklı olan bu notaları nasıl bir araya getirdiğinizdir. Ayrıca, Budokon felsefesinde, temel öğelerin birlikteliği eşsiz bir sistem oluşturmaktadır.

Kendinize şunu sorabilirsiniz, eğer Budokon bu kadar özgünse, neden yoga gibi çok bilinen terimleri kullanıyor? Cameron yoga örneğini veriyor:

“ ‘Yoga’ diye bir şey duyduğunuzu ancak hiç deneyimlemediğinizi düşünün. Deneyimlemeden nasıl bir aktivite olduğunu bilmeniz mümkün değil. Bu yüzden, bir kavramı, tanıdık gelen bazı görseller, dövüş sanatları gibi, yoga gibi tanıdık terimlerle anlatmaya çalışmak en iyisi.”

Merakınızı gidermek adına şunu söylemek gerekir ki, dövüş sanatlarını duyduğunuzda, aklınıza şiddet gelebilir. Cameron, her bireyin algısının kendi kişisel deneyimleriyle sınırlı olduğunun altını çizmektedir. Dövüş sanatı kelimelerini duyduğunuzda, aklınıza Jackie Chan ya da şiddetli bir sahne gelebilir. Ayrıca Cameron'a  göre dünyada şiddetin olmadığını düşünmek doğru değildir. Bu, hayatın bir gerçeğidir; şiddet hayatın bir parçasıdır.

Budokon iç içe geçen 6 öğeden oluşur. Birbirinden ayrı hareket eden bu altı öğe, tek bir bütünsel sistemde bir araya gelir. Bu öğeler nelerdir? Cameron bunları şöyle açıklar:

“Duygu: Kendini olaylara kaptırmamak için olgun bir duygu hali geliştirmektir. Oldukça gelişmiş zekâmızı kullanarak duygularımızı kontrol etmektir. Duygularımızın davranışlarımıza yön vermesine izin vermemeyi içerir.
Acı fiziksel, üzüntü ise duygusal bir tepkidir. Bu yüzden üzüntü ve acı aynı şey değildir.

Beslenme: Nasıl yemek yemeliyiz ve bedenimizi nasıl beslemeliyiz? Düzgün beslenmek ve yemeği ilaç olarak kullanmak önemlidir; bizler bize bahşedilmiş olan bedene gereken saygıyı göstermiyoruz. Bana göre, bu son derece bencilce bir davranıştır. Bana göre sağlıksız olmak bencilliktir. Bana göre, herhangi bir alanda; örneğin duygusal olarak, ilişki açısından, gelişmemek bencilliktir. Potansiyelinizin altında kalmak bencilce bir davranıştır.

Düşünce: Sorun çözmek için zekâmızı etkin bir şekilde kullanmaktır.

İlişki: Birbirimize, yaşadığımız dünyaya nasıl yaklaşıyoruz, çevremizle nasıl bir ilişki içindeyiz.

Hareket: Dünyadaki fiziksel hareketimiz, zihnimize ve düşünce şeklimize büyük ölçüde yansımaktadır.

Çevresel Sürdürülebilirlik: Yaşam kalitemiz için ihtiyaç duyduğumuz dünyamızı korumanın önemini idrak etmektir.  

AF: Dövüş sanatları ve yoga nasıl bir araya gelebilir?

CS: Bu iki sanatın bir aradaki uyumunu bulmak için sadece bir araya nasıl gelebileceklerini keşfetmek gerekir.
Her iki çakra formunu bireysel olarak anlamanız gerekir öncelikle. Kimliklerini anlamalısınız. Tamamen aynı ideallere sahiptirler. Sadece dilleri farklı olabilir. Farklı dilleri ifade ederler. Ancak en nihayetinde, amaçları aynıdır: Kişiyi tam bir öz-farkındalık durumuna getirmeyi hedeflerler. Sahip oldukları tüm ahlak kuralları, ilkeler, değerler, acı çekmeyen bir halin, oluşun içimizde uyanması için bize yol göstermektir.
Nasıl ki yoga, üzüntü yaşamayan, acı çekmeyen bir insan yaratmak amacını güdüyorsa, dövüş sanatları da aynı amacı güder.
Bu bize tuhaf gelebilir ancak savaştan geçerek barışı buluruz. Savaşmadan kim olduğumuzu bilemeyiz. Eğer bir ilişki içindeyseniz, karşınızdakiyle kavga etmeden onu gerçekten tanımış olmazsınız. Onunla hiç tartışmadan, hiç aranız bozulmadan ve onu acı çekerken hiç görmeden karşınızdakini tam anlamıyla tanımış olabilir misiniz? Savaş kim olduğumuzu belirlemeye, ortaya koymaya yarar.

AF: Sizce Budokon yıldızlar arasında neden bu kadar popüler?

CS: Meslekleri ne olursa olsun, insanların yaşadığı üzüntüde bir fark göremiyorum.
Mücadeleden nasibinizi aldıktan sonra ve bir savaşçı olarak yeterince uzmanlaştığınızı hissettiğinizde, yeni bir yönde ilerlemek istersiniz, savaş halinden uzaklaşmak istersiniz. Örneğin ben, Los Angeles’a taşınırken henüz çok gençtim ve savaşa gidiyor gibiydim. Benim için çok zordu, çok acı çektim, ciddi benlik sorunlarım vardı, çevremdeyse zengin, ünlü, nüfuz sahibi insanlar vardı. Kim olduğumu bulmakta zorlanıyordum. Bununla 15 yıl boyunca mücadele ettikten sonra, artık bu sorunları daha az yaşayacağım bir bölgeye taşınabilirim diye düşündüm. Doğasında daha az rekabet olan bir şehre taşınabilirdim artık. Kariyerimde öyle bir noktaya gelmiştim ki, artık rekabetin günlük yaşamın bir parçası olduğu bir şehirde yaşamak istemiyordum.

AF: Sizce Budokon’u DVD’lerden öğrenmek mümkün mü?

CS: Aslında, elbette bazı teknikleri ve uygulamaları öğrenebilirler. Bir Yoga DVD’si satın aldığınızı düşünün, birçok yoga duruşunu uygulamayı öğrenirsiniz elbette; ancak bu yogayı bir sanat şekli ya da sistemi olarak anladığınız anlamına gelmez. Bundan hiçbir kazancınız olmuyor demek istemiyorum, ancak bir saatlik bir DVD izlediğinizde, yogayı ya da Budokon’u tam anlamıyla tecrübe etmiş olmuyorsunuz. Bazı yönlerini öğrenebilirsiniz elbette. DVD ile fiziksel duruşları öğrenmek ve güzel bir fiziksel egzersiz yapmak mümkün.

AF: Bir Budokon Sensei olmak ya da siyah kuşak kazanmak ne kadar sürer? Programlarınızdan söz eder misiniz?

CS: Sürekli eğitim görerek, siyah kuşağınızı almanız dört ila beş yılınızı alır.
Şahane bir Budokon Üniversitemiz var, eğitmenler yetiştiriyoruz. Eğer kişi sertifikalı bir yoga eğitmeniyse, gelip 30 saatlik programımıza katılabilir ve daha önceki eğitimini geliştirmiş olur.
Bizim ayrıca sıfırdan başlayan programlarımız da var; örneğin yogayı sıfırdan öğrenmek isteyenler için 200 saatlik bir yoga programımız var.
Buna ilaveten, MMA Karma Dövüş Sanatı, Karma Program, Yaşam Koçluğu programlarımız da var. Kişiler yaşam koçu da olabilirler, Yaşam Koçluğu Programına öğrenci olarak da katılabilirler.

AF: İnsanlar ne zaman fiziksel ve duygusal bir fark hissediyorlar?     

CS: İşin aslı, insanlar tek bir çalışmadan sonra bile inanılmaz değişimler yaşamaya başladıklarını söylüyorlar. Eğer çalışma onları etkilememiş olsaydı, devam etmek istemezlerdi. Yaşadıkları deneyim insanların hoşuna gidiyor.  

AF: Keneviri bir protein kaynağı olarak önerdiğiniz doğru mu? Hangi kenevir ürünlerini öneriyorsunuz?

CS: Kenevir yağlarını öneriyorum. Manitoba Harvest markasını özellikle beğeniyorum. Markanın kenevir yağı, tozu ve tohumu gibi farklı ürünleri var. Tam proteine çok yakın bileşikler içeriyorlar çünkü tam protein almak için çeşitli öğelere ihtiyacımız var. Tüm amino asit zincirini diğer öğeleri eklemeden elde etmek, tam protein yaratmak mümkün değil. Kenevirde ihtiyacınızın çoğu zaten bulunuyor ve fazladan malzeme eklemeye gerek kalmıyor.

AF: Hamilelikten sonra, kadınların karın kasları ayrılabiliyor, diastazis rekti oluşabiliyor. Budokon ile bunu tedavi etmek ya da halletmek sizce mümkün mü?

CS: Evet, bence gevşemiş herhangi bir doku için yapılabilecek en etkili çalışmalardan bir tanesi, o dokuyu harekete geçirmek için detaylı bir egzersiz programı yapmaktır. Hareket etmek, özellikle de yoga asanaları tamamen kasılma, içeri çekme, pelvik tabanı, pelvik kemeri düzeltmeyi içerir. Bana göre, Budokon hamilelik sonrasında kadınlar için birebirdir, herhangi bir gevşek dokuyu iyileştirmek için faydası büyüktür çünkü son derece yavaş ve metodik bir çalışmayı içerir, hamile hanımların bu zayıf bölgeler konusunda çaba göstermesi gerekir. Bunları görmezden gelemezler.
Fiziksel egzersiz yaparken, o kadar büyük hareketler yapılabiliyor ki, denge ve hareketlilik için gerekli olan daha küçük kas grupları çalışmayabiliyor. Bazen büyük kas gruplarını kullanıyoruz, bunlar hareket etmemizi sağlıyorlar ancak dengeleyici kas grupları değiller. Dengeleyici olanlar daha küçük kas grupları, küçük kas hareketlerinden sorumlu olan kaslardır. Eğer yaptığınız egzersiz fazla dikkat gerektirmiyorsa, örneğin hoplamak zıplamak gibi bir egzersizse, dengeleyici kasları görmezden gelebilirsiniz.
Doğumdan sonra toparlanmaya çalışan bayanlar için önemli olan konulardan bir tanesi, son derece detaylı, yavaş ve metodik bir egzersiz programına uymaktır. Daha küçük kas gruplarının farkında olup, onları çalıştırmak, harekete geçirmek, kuvvetlendirmek gerekir.

AF: Kancho ne demektir?

CS: Bu, Japonca bir unvandır. Bir kurumun yöneticisi anlamında kullanılır. Müzelerde, dövüş sanatları sistemlerinde ve bazen iş ortamlarında kullanılır. Bir işin başındaki kişi anlamına gelir. Ayrıca, farklı bir şekilde telaffuz edildiğinde bir çocuk ismi olarak da geçmektedir. Ayrıca, anima, aydınlatma anlamları da var. Bu anlamını seviyorum çünkü insanların olumsuz yönlerini ortaya çıkarmak benim işim. Olumsuz yönler ortaya çıkmalı ki, olumlu özelliklere yer açılsın. İronik bir isim aslında ama bana uyduğunu düşünüyorum çünkü ben kendimi bir öğretmen olarak görüyorum. İşim, olumsuz yönleri ortaya çıkarmak ve insanların daha sağlıklı olmasını sağlamak.

AF: Vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederiz.

CS: Ben teşekkür ederim.

 

Yorumlar