Merhaba, hoş geldiniz ! AnneForm'un eşsiz özelliklerini daha iyi kullanabilmek için üye olabilirsiniz.
En Popüler 5 Anti-aging Uygulaması
Beğen

Anti-Aging tedavileri için ülkemizde özel kliniklerin yanı sıra özel hastaneler ve bazı devlet hastaneleri ve tıp fakültesi hastanelerinin de oluşturduğu sağlık paketleri bulunuyor. Kimi merkezler estetik müdahaleleri de Anti-Aging tedavisi olarak sunarken kimileri sadece hücre yenilenmesine ve toksik atılmasına yardımcı tedaviler sunuyorlar. Anti-Aging uygulamarını  5 başlık altında inceleyebiliriz. Bunlar Şelasyon Tedavisi, Oksidatif Tedaviler, Hormon Tedavisi, Estetik Uygulamalar, Yaşam ve Beslenme Alışkanlarını Değiştirmek ve Antioksidanların Kullanımı.

1- Şelasyon Tedavisi: EDTA'yı (Etilen Diamin Tetra Asetik Asit) genellikle C ve B Vitaminleri, magnezyum ve çinko ile birlikte damar yoluyla vererek vücutta biriken, hücre yenilenmesinde görevli enzimleri tahrip eden, hücre ve dokuları zehirleyen kurşun, demir, civa, kadmiyum gibi toksik metallerin, minerallerin ve dokularda biriken gereksiz kalsiyumun vücuttan atılması sağlanır. Ortalama 2- 3 saat süren uygulama haftada iki defa yapılır Doktorun kanda mevcut ağır metallerin miktarına göre belirleyeceği süre boyunca ağır metallerin vücuttan temizlenmesi için uygulamaya devam edilir.Ağızdan ve rektal yoldan uygulanan şelasyon tedavileri de bulunur.

Bu tedavide ağır metaller vücuttan atılırken kan damarlarının esnekliği sağlanır ve kan akımı düzenlenir, damar problemlerine bağlı olarak gelişen yüksek tansiyon, göğüs ağrıları ve diabetik ülser gibi problemlerde belirgin iyileşmeler sağlanır. Hafıza ve bilişsel faaliyetler artar. Pahalı bir yöntem olan Şelasyon Tedavisi Anti-Aging, M.S., Parkinson, Kalp Damar Hastalıkları, Eklem İltihapları, Metal Zehirlenmeleri ve Talasemi gibi farklı hastalıkların tedavilerinde de kullanılmaktadır.

2- Oksidatif Tedaviler: Ozon Tedavisi ve Hiperbarik Oksijen Tedavisi anti-aging kürlerinde kullanılan oksidatif tedavilerdir.

Dalgıçlarda oluşan vurgunun tedavisi için tasarlanan hiperbarik oksijen tankları diabete bağlı yaraların tedavisi, yumuşak doku nekrozları, felç ve yanık tedavileri, karbonmonoksit zehirlenmeleri gibi alanlar da kullanılmaktadır. Oksijen tanklarının çalışma prensibi normal çevre basıncından yüksek basınçta yüksek yoğunluklu oksijeni soluyarak oksijenin vücuttaki etkinliğini artırmaktır. Dokularda yeni damar gelişimi, yaraları iyileştiren kollajen-fibroblast üretimi ve bakteri öldüren hücrelerin etkinliği hızlandırması, dolaşım yetmezliğinin ve etkilerinin tedavisine yardımcı olması, dokuları beslemesi ve zihinsel aktiviteye destek olması gibi özellikleri nedeniyle Anti-Aging alanında kullanılmaktadır.

Ozon Tedavisi, vücut direncini artırması, dolaşım bozukluklarını tedavi etmesi, enfekte yaraların tedavisi ve enflamasyon (ödem) tedavisi için kullanılır. Anti-aging Ozon Tedavisiyle yeterince oksijen alamayan hücrelerin oksijen almasını sağlayarak bağışıklık sisteminin güçlenmesini, serbest radikallerle savaşmasını ve hücrelerin yenilenmesini hedefler. Ozon terapi kürleri ozonlu su içmek, ozon iğneleri, ozonlu su banyoları ve kanın ozonisyonu gibi yöntemlerden oluşur. Oldukça güvenilir bir yöntem olan ozon tedavisinin bilinen yan etkileri özellikle enjeksiyon uygulaması nedeniyle nadiren oluşabilen enfeksiyon, enjeksiyonun yapıldığı bölgede sinir zedelenmesi gibi durumlardır. Tiroid hastaları ve baklagil zehirlenmesi yaşayan Favizm hastalarına ozon terapi uygulanmaz. Bu nadir yan etkiler nedeniyle özellikle steril olmayan ortamlarda ve uzman olmayan ellerde ozon iğnesi uygulaması çok riskli olabileceği için mutlaka gideceğiniz merkezin Sağlık Bakanlığı'ndan onaylı uzman bir klinik veya hastane olmasında fayda var. Medikal Park Hastaneleri, Acıbadem Hastanaleri, Medlife Klinikleri ve Memorial Hastaneleri gibi hastane grupları ve birçok farklı şehirde çeşitli klinikler bu konuda hizmet vermektedir.

3- Hormon Tedavileri: Yaşlanmayla üretimi azalan hormonların yerine konması tedavileridir.

• HGH (Human Growth Hormone) Büyüme Hormonu: Vucuttaki en yüksek düzeyine 20-25 yaş aralığında ulaşır ve yaşlandıkça azalır. hGH tedavisi en gözde Anti-Aging uygulamasıdır. HGH uygulaması sonrasında yağsız kas kütlesinde artış, yağ kütlesinde azalma, hafıza fonksiyonlarında iyileşme, ciltte elastikiyetin artması ve cinsel fonksiyonlarda düzelme görüldüğü belirtilmektedir. HGH'nin karaciğerde dönüştüğü aktif metaboliti IGF-1 (Insulin Growth Factor 1 - İnsülin Büyüme Faktörü)kan tahlillerinde büyüme hormonunun vücuttaki seviyesini gösterir.

• DHEA (Dehidroepiandrosteron): Beyin ve metobolik görevler için gerekli hormanlar için böbrek üstü bezlerinde üretilen bir ön hormondur. DHEA Hormon tedavisi yağ dokusunun azalmasını hızlandırır, stresle savaşa yardımcı olur, kardiyovasküler hastalık riskini azaltır, kan basıncı ve kan şekerini düzenler, zihinsel ve bedensel performansı artırır, bağışıklığı destekler.

• Testosteron: Erkeklik hormonunun Anti-Aging tedavisinde kullanımı diğer hormon tedavileriyle birlikte yapılır. Üreme yeteneğinin devamı, cinsel aktivitenin sürdürülebilmesi, kas-kemik bütünlüğünün sürdürülmesi hedeflenir.

• Östrojen: Menapozla birlikte oluşan östrojen eksikliğinin oluşturduğu veya oluşturabileceği kemik erimesi, cilt ve saç hasarları, cinsel fonksiyon sorunları gibi problemlerin tedavisi için kullanılır.

• Melatonin: Karanlıkta salgılanan bir hormon olan melatonin uykuyu düzensizliklerinde ve jetlag'a bağlı uyku problemlerini engellemek ve tedavi etmek için kullanılır, görevi vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlamaktır. Elektromanyetik dalga yoğunluğu arttıkça salgılanması azalan melatonin hormonunun kandaki seviyesi ergenliğe kadar artar ve ergenlik başlamadan bir süre önce azalarak 35-40 yaşına kadar sabit kalır ve yaşlanmayla birlikte azalır. Antioksidan tedavileri güçlendirmesi kanserli hücrelere karşı koruma sağlaması, hücrelerin kendini tamir etmesine yardımcı olması ve vücuttaki her hücreye girebilmesi, çok güçlü bir serbest radikal giderici olması gibi nedenlerle melatonin Anti-Aging tedavilerinde de kullanılmaktadır.

Yasal açıdan ABD'de Gıda Ve İlaç Dairesi hGH'nin Anti-Aging için kullanımını onaylamamakla birlikte birlikte hormon eksikliği tedavisinde hGH hormonu kullanımını onaylamıştır. Reçeteli olarak kullanılan bu ürünlerin etken maddesi Somatrophin'dir. Besin desteği olarak satılan hGH destekleyici Gen20, GenFx, GHR1000 benzeri ürünler ise reçete gerektirmediği için Anti-Aging için mucize ürün olarak Amazon'da bile bulunabiliyor. Avrupa'da da doping özelliği gösterdiği için reçetesiz satılmayan hGh, Dünya Anti-Dopinjansı'nın yasak maddeler listesinde yer alıyor. Hormon tedavileri ülkemizde özellikle hastanelerin yaşlanmanın etkileriyle savaş için sunduğu paketlerde kan testiyle belirlenen eksiklik durumunda kullanılıyor.

Hormon tedavilerinin yan etkileri ise oldukça tedirgin edici. DHEA karaciğerde hasar, östrojen ve testosteron seviyelerinde yükselme, kalp hastalıklarını tetiklemek; hGH diyabet, yüksek tansiyon, atrit ve karpal tünel sendromu, Testosteron prostat ve yüksek kolestrol; Östrojen yüksek kolestrol, kardiyovasküler rahatsızlıklar riskini artırmak, bacaklarda ve akciğerlerde pıhtı oluşması, meme kanseri; Melatonin yanlış kullanıldığında uyku düzenini bozmak, kardiyovasküler rahatsızlık riskini artırmak gibi yan etkilere sahip.

4-Estetik Uygulamalar: Cilt yaşlanmasının görünür etkilerini azaltmak için botoks, hyaluronik asit ve kolajen dolgu, yağ transferi gibi cilt altı enjeksiyon uygulamaları, yüzün askıya alınması, yüz gerdirme ve gözaltı torbalarının alınması gibi estetik operasyonlar, kimyasal peeling, lazerle peeling, kırışık giderici kremler gibi uygulamalar yapılmaktadır. Dolgu uygulamalarının etkileri 6-8 ay sürdüğü için bu süre sonunda tekrarlanmakta, yüz gerdirme ve yüzün askıya alınması gibi uygulamalar daha uzun süreler etkili olmaktadır. Tüm estetik uygulamalar kozmetik bakım kremleri, cilt bakım kürleriyle desteklenmektedir.

Anti-Aging için kullanılan cilt kremleri yaş ve cilt grupları için değişiklik göstermekle birlikte  A,C,E Vitaminleri, Koenzim Q10, Alfa Hidroksi Asit(AHA) bulunanlar cilt bakımı için öncelikle olarak tercih ediliyorlar. Hyalüronik Asit ise dolgu uygulamalarının yanısıra cildin nem dengesi ve elastikiyeti için kozmetik kremlerde yine aranan bir madde.

Prof.Dr.Osman Müftüoğlu web sayfasında yer alan “Hangi Krem Daha İyi?” başlıklı makalede “....Çoğunun ciddi bir faydası yok ama bazılarının ciltte görünür ve kalıcı bir düzeltme yaptığı biliniyor.” derken doğru krem seçimi için uzman bir dermatolog yardımı ve alerjik reaksiyona karşı “patch test” (deri testi) hatta bir deneme boyu ürün kullanımını öneriyor. Botoks mu, Kremler mi, Kapsüller mi? başlıklı makalesinde ise kırışık giderici kremlere uzman bir dermatolog tavsiyesi alarak, kırışıklar başlamadan başlanılmasını önerirken cilt yaşlanmasını yavaşlatmak için kozmetik kullanımının yanısıra sigaradan ve alkolden uzak durmak, güneşten korunmak, antioksidan içerikli beslenmeye dikkat etmek gerektiğini belirtiyor.

16.02.2008'de Hürriyet Gazetesi'nde yayınlanan “Genç ciltlere C, olgun ciltlere A vitamini”(Yaz:Nilüfer Pazvantoğlu) başlıklı haberde Dermatoloji Uzmanı Doktor Gökhan Okan'a göre “Anti-Aging ürünlerini 30'lu yaşlardan itibaren kullanmak gerekiyor”

5-Yaşam ve Beslenme Alışkanlarını Değiştirmek ve Antioksidanların Kullanımı: Vücut sağlığımız nasıl yaşadığımız ve ne yediğimizle yakından ilgilidir. Hücrelerin yaşam kaynağı  oksijen besinleri enerjiye dönüştürürken oluşan oksidasyonun(paslanma) yanı sıra hücreler farklı metabolik düzenleri ve işlevleri nedeniyle birbirinden farklı serbest radikaller üretebilirler. Serbest radikaller hücre yenilenmesi engeller, hücre yıkımına neden olur. İşlenmiş gıdalar, kolestrolü arttıran besinler, sigara, çevre kirliliği, radyasyon, yoğun güneş ışığına maruz kalma gibi etkenler de serbest radikalleri oluşturur.

Antioksidan içeren gıdalar tüketmek serbest radikalleri stabilize ederek etkisizleştirebilir ve hücre yapısına zarar verme ihtimalini azaltabilir. Yeşil çay, meyve ve sebzeler, keten tohumu, yeşil yapraklı sebzeler-otlar, havuç, tam buğday içeren karbonhidratlar, baklagiller, domates, kabuklu yemişler (tuzsuz), yağsız et, balık (ton balığı, somon balığı gibi omega 3 yönünden zengin balıklar tercih edilmeli) gibi besinler antioksidanlar açısından zengindir.

Çinko ve Selenyum gibi mineralleri, C, E, A (Beta Karoten) Vitaminleri, Rutin, Kuersetin, Epikateşin gibi Bioflavonidleri(P Vitamini olarak da bilinir), Omega-3 içeren besinleri tüketmek ve doktor önerisine göre Koenzim Q-10, Alfa Lipoik Asit, Ginkgo Biloba, OPC(Oligomerik proantosiyanidin-üzüm çekirdeği ve çam kabuğu ekstrelerinde bulunur), Karnozin, N-asetilsistein gibi antioksidan desteklerinin kullanılabilir.

Stresten uzak durmak ve yaşamın getirdiği stresi yönetmeyi öğrenmek gerekirse bunun için psikolojik destek almak önemlidir. İyi bir uyku düzeni oluşturmak vücudun zindeliğini sağlarken hormon salgılamalarının düzenlenmesine ve stresle savaşmaya yardımcı olabilir. Sigaradan uzak durmak akciğerleri, kalp ve damar sağlığını, cilt yapısını korumaya yardımcı olur. Alkol tüketimini kısıtlamak veya tüketmemek önerilerden biri olmakla beraber, kırmızı şarap tüketimi üzüm çekirdeğinin antioksidan özelliklerinden dolayı şişelerce içmediğiniz sürece uzmanlar tarafından önerilmektedir.

Düzenli egzersiz anti-aging için çok önemlidir. Yaşlanmayla oluşan uykusuzluk, kemik yoğunluğunda azalma, kas kayıpları, eklem rahatsızlıkları, vücut yağlarında artış, psikolojik sıkıntılar ve denge problemi gibi sorunlarla savaşmak için düzenli egzersiz önerilir. Aerobik ve ağırlık çalışması yaşlanmayla birlikte görülen kas kayıplarını engellerken dengeyi sağlar. Kardiyovasküler egzersizler (tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklet, koşu) kalp ve damar sistemine faydalı olmasının yanı sıra beyne giden kan akışını artırarak sinir hücreleriyle daha fazla ve güçlü bağlantılar kurulmasını sağlar.

Sağlıksız besinleri yememek, basit egzersiz programları uygulamak, taze sebze ve meyve tüketmek tek başımıza karar vererek, risk almadan gerçekleştirebileceğimiz uygulamalar. Sağlığımızı kormaya çalışırken hata yapmamak için ağır egzersiz uygulamaları, hormon hapları, anti-oksidan ve vitamin destekleri kullanımı, kalori ya da besin grubu kısıtlayıcı diyetler konularında kendi başımıza karar vermek yerine endokrinoloji ve metabolizma uzmanı bir tıp doktoru, diyetisyen ve egzersiz uzmanlarından yardım alarak bir program oluşturulmalı. Şelasyon Tedavisi, Hormon Tedavisi ve Oksidatif Tedaviler ise uzman olmayan ellerde çok riskli uygulamalar olabileceği için hastane yerine özel bir kliniğe başvuruyorsanız mutlaka gittiğiniz merkezin Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış ve uzman bir tıp doktorunun gözetiminde uygulamaları gerçekleştirdiğini kontrol etmeyi unutmayın. 

Yorumlar