Merhaba, hoş geldiniz ! AnneForm'un eşsiz özelliklerini daha iyi kullanabilmek için üye olabilirsiniz.
Ah Şu Şımarık Tek Çocuklar (!)
Beğen

Tek çocuk deyince ilk akla gelen çoğunlukla “şımarıklık”, “bencillik” ya da “yalnızlık” olmakta. Genellikle tek başına büyüyen çocuklar, paylaşmayı bilmeyen ve rekabete dayanıksız kişiler olarak görülmektedirler.

“Tek çocuklara” biraz haksızlık etmiyor muyuz?

Günümüzde , değişen yaşam standartları, bireylerin öncelikli tercihleri veya demografik faktörlerden dolayı tek çocuğa sahip olma oranları gittikçe artmaktadır.

Yaşam standartları: Günümüzde çocuk yetiştirme standartlarının artması nedeniyle (daha iyi bir eğitim, kurslar, aktiviteler vb.) aileler daha fazla ekonomik güce ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle, tek çocuk sahibi olup daha nitelikli bir birey yetiştirmek daha ön plana çıkmaya başlamıştır.

Bireylerin tercihleri: İyi bir kariyer sahibi olmak, sorumluluk ve zaman gerektirir. Bu nedenle kariyerlerine bağlı olan bireyler ekstradan ikinci bir çocuğun sorumluluğunu alamayacaklarını düşünebilmektedirler.

Demografik sebepler: Artan dünya nüfusu nedeniyle, kaynak ve insan arasındaki denge gittikçe bozulmaktadır. Bireyler kendi isteği doğrultusunda veya ülke politikası sebebiyle tek çocuk sahibi olmaktadırlar. Örneğin Çin’de, “tek çocuk politikası” ile ailelere yalnızca bir çocuğa sahip olma izni verilmektedir.

Peki, bu durumun aileler ve çocuklar açısından olumlu ve olumsuz etkileri nelerdir?

Tek çocuk deyince ilk akla gelen çoğunlukla “şımarıklık”, “bencillik” ya da “yalnızlık” olabilmektedir. Genellikle tek başına büyüyen çocuklar, paylaşmayı bilmeyen ve rekabete dayanıksız kişiler olarak görülebilmektedirler.

Oysa araştırmalar bu durumun tam tersini göstermektedir. California Üniversitesi’nde görev yapan Eğitim Psikoloğu Prof. Dr. Toni Falbo’nun Social Norms and the One Child Family: Clinical and Policy Implications adlı çalışmasına göre, tek başına büyüyen çocukların daha yüksek özgüvene ve motivasyona sahip olduğu ve eğitim yaşamlarında daha başarılı oldukları gözlemlenmiştir. Bunun nedeni olarak, ebeveynlerin beklentilerinin tek çocuk üzerinde yoğunlaşması görülmektedir.

Tek başına büyüyen çocuklar, genel inanışın aksine, arkadaşlık ilişkilerinde de başarılıdır; fakat kardeşiyle birlikte büyüyen çocuklara göre akranlarıyla yaşadığı çatışmaları çözme konusunda zorluk çekebilmektedir.

Tek çocuğun evdeki oyun ortamına baktığımızda, kendine ait bir dünya görürüz. Kendine ait dünyasında lider olan çocuğun, liderlik yeteneklerinin gelişmiş olması kaçınılmazdır; ancak durum okul ve arkadaş çevresinde kontrolcülüğe dönüşebilmektedir.

Tek çocuk, özel olmaya ve korunmaya alışmıştır. Bu nedenle, sosyalleşmenin aslında arkadaşlarını kontrol etmek olmadığını farkedemeyebilir. Böyle bir durumu engellemek adına aileler, tek çocuk yetiştirirken daha az korumacı davranmalı ve akranlarıyla sıkça iletişim kurmalarını sağlamalıdırlar.

Tek başına büyüyen çocuklar, kardeşleriyle büyüyen çocuklara göre çoğunlukla ebeveynleri ile daha yakın ilişkiler içerisindedir ve ebeveynleri ile zaman geçirmekten hoşlanırlar. Falbo’ya göre bu durum, tek çocuğun daha olgun görünmesine yol açabilmektedir. Aileler bu tür durumlara dikkat etmeli ve çocuk ile iletişim kurarken onun yaşını her zaman dikkate almalıdır.

Tek çocuk veya çok çocuk. Çocuk yetiştirmek dikkat, özen ve sevgi ister. Çocuğun; bencil mi, paylaşımcı mı, şımarık mı, uslu mu, rekabetçi mi, sakin mi olacağını ailedeki birey sayısı değil, yetiştirme tarzı belirleyecektir. 

 

Referanslar

Child Development/Laura Berk

Scholastic Parent & Child/ Susan A. Miller

Yorumlar