Merhaba, hoş geldiniz ! AnneForm'un eşsiz özelliklerini daha iyi kullanabilmek için üye olabilirsiniz.
Farklı Ülkelerde 3 Normal Doğum
Beğen

Üç çocuğum var; biri 6 yaşında, biri 4 yaşında, diğeri ise 9 aylık.

İlk iki çocuğum Hollanda’da doğdu, üçüncü çocuğumu ise Türkiye’de doğurdum.

Hamileliklerim planlı ve istenen hamileliklerdi. İlk hamileliğim çok iyi geçti; ancak sonunda tansiyonum yükselmişti.

Hamile olmak son derece heyecan vericiydi. İlk seferinde ne olacağını ve sizi neyin beklediğini bilemiyorsunuz; ama hamile olduğum için son derece mutlu ve gururlu olduğumu hatırlıyorum. Bebek sahibi olmayı dört gözle bekliyordum. Hamileliğin olumsuz yanı ise mide yanmasıydı, bunu da sadece yemek yiyerek engelleyebiliyordum (Bu yüzden çok yemek yiyordum!) ve son derece duygusaldım. Aniden ve yok yere ağlamaya başlıyordum.

ilk hamileliğimin olumsuz taraflarından bir tanesi de, doğumdan sonra yaşadığım doğum sonrası depresyondu.  Hiç beklemediğim bir durumdu ve kötü bir tecrübeydi. Sanırım böyle bir depresyon yaşamamın sebebi hayatımdaki büyük değişimlerle baş etmekte zorlanıyor olmamdı, üstelik çok az uyuyordum. İkinci ve üçüncü doğumumdan sonra ise doğum sonrası depresyon yaşamadım.

İlk depresyonu ilaçlarla atlattım (birkaç ay boyunca ilaç kullandım) ve tedavi gördüm. Antidepresan kullanmaya başladıktan kısa bir süre sonra, kendimi çok daha iyi hissetmeye başladım. Hayatıma tekrar ışık dolmuştu.

Anne adaylarına ben hep şunu söylüyorum; “Kendinizi duygusal ve depresif hissettiğinizde fazla beklemeyin, utanmayın ve yardım isteyin.” Hamilelik sırasında depresyona girmek çok sık rastlanan bir durumdur (kadınların %15’inde görülür).

İkinci hamileliğim ise 1,5 yıl sonra gerçekleşti. Başlangıçta, daha fazla mide bulantısı ve mide yanması yaşadım; ama tekrar hamile kaldığım için kendimi şanslı hissediyordum; bunu herkese söylemek, herkesle paylaşmak içinse sabırsızlanıyordum. Ne var ki, altıncı aydan sonra yeniden depresyona girdim. Bu defa, çok ama çok kötüydü… Olmadık şeylere ağlıyordum. Şimdi dönüp baktığımda, hamileliğimin sonlarına doğru dünyamın kararmış olduğunu daha iyi anlıyorum. Bu defa, ‘prepartum’; doğum öncesi depresyon yaşıyordum. Bunu yaşamam tuhaftı çünkü ilk çocuğum benim için hala büyük bir mutluluk kaynağıydı ve ikinci defa anne olacağım için de son derece mutluydum.

Tek yapmak istediğim gece gündüz uyumaktı.

Sonra, tekrar yardıma başvurdum ve neyse ki, Hollanda’da bana yol gösterecek kişilere ulaşabildim. Önce hafif bir terapiyle başladım, bunun biraz faydası oldu. İlaç kullanmak istemedim. Neredeyse hamileliğimin sonuna yaklaşmıştım ve ilaçların karnımdaki bebeğe zarar vermesinden korkuyordum.

Şimdi dönüp baktığımda, hamileliğim sırasında ilaç kullanımına başlamalıydım diyorum; çünkü ikinci hamileliğimin sonunda yaşadığım depresyon çok derin ve ağırdı. Nedenini açıklayamıyorum. Sadece çok üzücü ve duygusal bir dönemdi.

Üçüncü hamileliğim ise duygusal açıdan harikaydı. Macaristan’dan Türkiye’ye taşınmak gibi hayatımda yaşadığım büyük değişimlere rağmen, depresyona girmedim. Bunun da sebebini bilemiyorum, belki de Türkiye’de güneşin bol olmasından kaynaklanıyordur.

Doğumlarımdan bahsedecek olursam; Hollanda’da normal doğum ve doğumu evde yapmak olağan kabul ediliyor (sezaryen doğum için tıbbi endikasyon bulunması gerekiyor.); ancak her geçen gün yeni bir ‘doğum evi’ kuruluyor. Tıbbi sebepler yüzünden ben doğumlarımı hastanede yaptım (ilk hamileliğimde, amniyotik sıvımda mekonyum vardı, ikinci hamileliğimde ise tansiyonum yüksekti.) Oysa ben bir ebe yardımıyla evde doğum yapmayı tercih ederdim.

Normal doğumu tercih ettim ve üç defasında da normal doğum yapabildim. Bu benim için mükemmel bir duyguydu, fiziksel olarak doğumu kendim gerçekleştirdim, bebeklerimi ıkınarak, kendi çabamla doğurdum, bütün bunları yaşadım.

Canım çok yanmıştı ama buna değmişti.

Doğum yaptıktan sonra herhangi bir fiziksel hasarın kalmaması çok avantajlı bir durum. Dikişlerim vardı; ama doğumdan sonra sadece kısa bir dönem tuvalete girerken canım acımıştı.  

İlk doğumum; suyumun gelmesi, hastaneye gitmem ve ilk çocuğumu kucağıma almam toplamda altı saat sürmüştü.

Doğumun ilk saatlerinde kasılma ya da ağrı olmadı. Ağrı, kasılmaları başlatmak için yapılan iğneyle, birkaç saat sonra başladı. Kasılmalar başladı, hem de ne başlamak! Kasılmalarım artık çok sıktı ve bu ağrıya dayanamayınca ağrı kesici yaptılar. Bu çok iyi geldi ve bir nebze rahatladım.

Bir santimetrelik bir açılmanın bir saatte oluştuğunu söylediler, anlaşılan önümde uzun ve acılı bir gece vardı.

Ancak böyle olmamıştı. Kasılmaların ardı arkası kesilmiyordu, aniden avazım çıktığı kadar bağırmaya başladım. Kendime hâkim olamıyordum bir türlü. Sanki ben değil de bir başkasıydı bağıran. Jinekoloğum ıkınma zamanının geldiğini söyledi.  Zaten 8 cm’lik bir açılmam vardı.

Kasılmalar bana karın ağrısı gibi gelmişti (adet dönemi sancılarına benziyordu). Baz kadınların adet dönemde bel ağrısı olur, benimse hep karnım ağrır. Birden vajinamda keskin bir ağrı hissettim. Ikınmam gerekiyordu.

Şaşkına dönmüştüm; her şey çok çabuk gelişmişti, sadece jinekoloğumun talimatlarını yerine getirmiştim. Jinekoloğum bana bir süre ıkınmamamı söylüyordu; bu benim için çok zordu. Bana, bebeğin başını görebildiğini söyledi, bu haber beni rahatlatmıştı.

Bebek gerçekten geliyor muydu şimdi? Şaşkındım; ancak kendimden de emindim.

Ikınmamak neredeyse imkânsızdı. Ikınmayı durdurabilmemin tek sebebi, bana birkaç ıkınma sonunda bebeğimin doğacağını söylemeleriydi.

Onlara güvendim ve kısa süre sonra, 5 ıkınmadan sonra, oğlum dünyaya gelmişti bile! Sonsuz bir sevgi yeşermişti içimde; kendimle ve bana yardımcı olan herkesle gurur duyuyordum. Oğlumu 5 dakika için kucağıma aldım, meme ucumu hissettiğinde ya da kokladığında ne yapması gerektiğini anlamıştı; buna çok şaşırmıştım. Bütün bunlar benim için çok yeniydi, bir mucizeydi sanki.

İkinci doğumum da hastanede gerçekleşti. Tansiyonum yüksek olduğundan, doğum zamanından birkaç gün önce hastaneye yatmıştım. Hastanede bir gece geçirdikten sonra, sabah saatinde, doğum ilaç yardımıyla başlatılmaya çalışıldı. Ancak hiçbir gelişme olmayınca, 4 saat sonra, jinekoloğum kasılmaların başlamasına faydası olup olmayacağını görmek için su kesemi patlattı. Bu işe yaradı. İlk doğumumdaki gibi kasılmalar artan bir şiddette gelmeye başladı. Kasılmaların arası çok sıklaşmıştı. Eşimin de yardımıyla, bir saat boyunca kasılmalara dayandıktan sonra, ağrı kesici istedim. İlk doğumumda verilen ağrı kesiciden istiyordum. Ağrımı azaltıp, rahatlamamı sağlamıştı. Hemşire bunu danışmaya gitti ve bir dakika içinde yine o ıkınma hissi geldi. Bu hisse engel olamıyordum, yine ıkınmam gerekiyordu. Jinekoloğum alelacele geldi (bu kadar aceleci olacağımı düşünmemiş olmalıydı) ve bana bir süre ıkınmamamı söyledi, çok sinir bozucuydu bu. Bu çok zordu, hatta imkânsızdı ancak yine de elimden geleni yaptım. 3 ıkınmadan sonra, ilk kızım dünyaya gelmişti. Her şey 3 saat içinde olup bitmişti.

Bağırdığımdan eminim; ama ilk doğumumdaki kadar bağırdım mı hatırlamıyorum. Belki de bu defa bağırdığım için ilk doğumumdaki gibi utanmamıştım. Kızıma bakıp, rahatladığımı hatırlıyorum, çok sağlıklı gözüküyordu. Kendimi çok mutlu ve şanslı hissediyordum. Kızıma karşı tarif edilemez bir sevgi oluşmuştu yüreğimde, diğer çocuğum için de aynı hisleri yaşamıştım. Doğumdan sonraki gece boyunca korkunç kasılma ağrıları yaşadım. Özellikle emzirirken, çok fazla ağrım oluyordu. Sanki yeniden doğum yapıyordum. Ancak ağrı kesicilerle dayanabildim bu acıya.

Fiziksel olarak ise çok çabuk toparladım. Sadece ilk başlarda tuvaletimi yapmak çok zordu.

Üçüncü doğumumu ise birkaç ay önce, Türkiye’de yaptım. Başka bir ülkede doğum yapmak son derece heyecan vericiydi.

Biraz daha stresliydi aslında çünkü iki çocuğum için çok fazla endişelenmiştim. Doğum başlayınca nerede kalacaklardı? Neyse ki, Hollandalı bazı tanıdıklarım vardı, onlar bize yardımcı oldular da içim rahat etti. Tabi önceden bazı ayarlamalar yapmam, her şeyi düzene sokmam gerekmişti. Bir kez daha doğum yapabileceğimden emindim, kendime güveniyordum ve tekrar bebek sahibi olmak için sabırsızlanıyordum. Hamileliğimin sonuna yaklaştığımda ise doğum sancısından korkmaya başlamıştım.

Doğumdan 9 gün önce, doğumun yaklaştığını hissettim. Çok fazla sıvı kaybetmiştim ancak amniyotik sıvı henüz gelmemişti. Bundan birkaç gün sonra, zor bir gece geçirdim. Her saat başı kasılma hissettim. Henüz çok sancılı değildi bu kasılmalar; ancak yine de kendilerini hissettiriyorlardı. Karın ağrısına benzeyen bir acıydı bu. Sabah olunca, eşime söyledim.

Eşim bana jinekoloğumu aramamı söyledi, jinekoloğumsa servikal dilatasyonu kontrol etmek için beni görmek istedi. Çünkü bu üçüncü çocuğumdu ve doktorum, doğumun çabuk gelişmesinden çekiniyordu. Ben de aynı kaygıyı taşıyordum. Çocukların bakımı için gerekli ayarlamaları yaptıktan sonra evden ayrıldık, her şey yolunda giderse döndüğümüzde ailemize bir üye daha katılacaktı.

Jinekoloğumun muayenehanesinde, 2 santimetre açılmam olduğu ve hastaneye gitmem gerektiği söylendi. Jinekoloğum ise iki saatte gelebildi ve en sonunda doğum başladı. Bu sırada, kasılmalarım monitörden takip edildi, bazı hafif kasılmalarım vardı ancak ciddi bir gelişme yoktu.

Jinekoloğum hala 2 cm açılmış olduğumu söyledi. Moralim bozulmuştu. Başıma gelecekleri bildiğimden, bir an önce bitmesini istiyordum. Yaklaşan sancılardan korkuyordum. Bana tekrar epidural isteyip istemediğim soruldu ancak istemiyordum. Bir saat kadar daha bekledik; fakat hiçbir gelişme olmadı, sadece bazı hafif kasılmalar söz konusuydu, sonra jinekoloğum kesemi patlattı. 3 cm açılmıştım ve doğum başlayacağı için son derece mutluydum. Yakında bebeğimi kucağıma alabilecektim. İlk yarım saat her şey iyi gitti. Hafif kasılmalarım devam ediyordu ancak çok büyük bir acı içinde değildim. Sonra her şey hızlandı, kasılmalar sıklaşmıştı, her iki dakikada bir sancılı kasılmalarım oluyordu. Yarım saat sonra ise 4 cm’lik bir açılmam oluşmuştu ve bunu duyunca moralimin yine bozulduğunu şu anda da hatırlıyorum. Böyle giderse doğum çok uzun sürecekti. Gitgide ağırlaşmıştım; eşim bana çok yardımcı olmuştu (nefes alıp vermeme yardım ediyor, elimi sıkıyordu), o olmasa başaramazdım!

Jinekoloğum nedense durumumu kontrol ettikten hemen sonra odadan çıkıyordu. Bir noktadan sonra, artık acıya dayanamaz olmuştum ve eşime jinekoloğu çağırmasını söyledim. Jinekoloğum durumumu tekrar kontrol etti, 6 cm’lik bir açılmam vardı. Bana bir kez daha epidural isteyip istemediğimi sordu (bu noktadan sonra mümkün olmayacaktı çünkü) ve ben ilk defa tereddüt içindeydim. Yoksa istemeli miydim?

‘Hayır’ dedim ve jinekoloğum yanımdan tekrar ayrıldı.

Birkaç kasılma daha oldu ve eşimden jinekoloğu tekrar çağırmasını istedim, inanılmaz bir acı içindeydim. Jinekoloğum geri geldiğinde ben yine bağırmaya başlamıştım. İlk doğumumda olduğu gibi, sanki bağıran ben değildim. Artık bu hissi iyi tanıyordum, ıkınmam gerekiyordu. Tüm bedenim titriyordu, bunu daha önce hiç yaşamamıştım, sanki bedenimi kontrol edemiyordum. Jinekoloğum benimle konuşuyor, onu dinlememi söylüyordu. Çığlıklarım arasında ona kulak vermeye çalıştım ve bir süre ıkınmamamı söylediğini duydum. ‘Bekle!’ diyordu.

Bir kasılma daha başladı ve tekrar ıkındım, son bir ıkınmadan sonra, ikinci kızım dünyaya geldi. Şaşırmıştım, her şey çok çabuk gelişmişti! Ben kendime gelmeye çalışırken, bebeğimin doğduğunun farkında değildim, bunu ancak söylenince anladım. Aşağı doğru baktım ve kızımı gördüm. Bu gerçekti, kızım doğmuştu.

Tıpkı diğer kızıma benziyordu. Birkaç saniye için ona sarılabildim, onu koklayabildim, sonra pediatrist tarafından muayene edilmesi için yanımdan aldılar. Muayeneden sonra ona tekrar sarılabildim ve ona süt verebildim. Kızım nasıl emeceğini çok iyi biliyordu. Benim de tecrübeli olmam her şeyi kolaylaştırmıştı.

Hemşire karnıma sertçe (ya da bana öyle gelmişti) bastırarak amniyotik kesenin çıkmasına yardımcı olmaya çalıştı. Ben bunu, ıkınarak tek başıma yapmaya alışıktım ama sanırım Türkiye’de bu böyle yapılıyor.

Türkiye’de (benim doğum yaptığım hastanede) farklı olan başka bir uygulama da, babaya göbek bağının kestirilmemesiydi. Oysa Hollanda’da göbek bağını hep babalar keser.

Doğumdan sonraki üç gün boyunca, feci kasılma ağrılarım oldu. Yeniden doğum yapıyordum sanki. Ayrıca, tuvalete çıkmakta da sorun yaşıyordum. Bazen arkadaşlarıma; doğumdan sonra tuvalete gideceğime, tekrar doğum yapmayı tercih ederim diyorum. Doğum yapınca sonucun muhteşem olacağını biliyorsunuz, doğum sonrasında tuvalete çıkarken ise boşu boşuna acı çekmiş oluyorsunuz.

Şimdi çok sevdiğim üç güzel çocuğum var. Birçok sebepten dolayı bir daha çocuk sahibi olmayacağımı hissediyorum ama şu anda bir daha hamile kalmayacağımı ve doğum yapmayacağımı düşünemiyorum ya da düşünmek istemiyorum.

Bence doğumlarımın nispeten çabuk ve ‘kolay’ bir şekilde gerçekleşmesinin sebebi benim çok fazla düşünmemem, endişelenmemem ve her şeyi oluruna bırakmamdı. Doktor bazı arkadaşlarım var ve doğumlarında bazı sorunlar yaşadılar. Belki de bu, çok fazla bilgiye sahip olmaktan ve çok fazla endişelenmelerinden kaynaklanmıştı. Oluruna bırakamamışlardı belki de. Annelik bana çok doğal geliyor ve üç kez anne olabildiğim için de kendimi çok şanslı hissediyorum. Herkese anne olmayı tavsiye ediyorum!

Anke 

 

  

                            

           

                        

                   

      

 

   

 

   

 

                    

 

   

 

Yorumlar